20 Ocak 2014

Günöykü...


Hastaneye düşünce kelebek saplarlar bileğinize. İki kanatlı, medikal kelebek. Acıtırlar canınızı. Fiziksel acıdan ziyade can yakıcı bir şeye verilen isme takılırsınız. Yumuşacık, harikulade ve yeryüzünün en masum canlısı kelebek dönüşmüştür sivri mi sivri bir iğneye. Damarınıza saplanırken usul usul, canınız da acır usul usul. Derinden bir yerlerdendir bu sızıyı duyuşunuz. Sanki bileğiniz ya da dirsek içiniz değil de daha içerde bir yerdir sızlayan. Kelebek harf harf girer benim damarıma. Önce "k", sonra "e"... Ve acı derinleşir giderek; "l", "e"... Acının ucu sivrilir giderek ve son bir hamleyle çığlık çığlığa saplanır etinize: "b e k". Kelebekten bir acınız olur ve sabitlenir etinizde.

16 Ocak 2014

Dil Kuşu -8


Uykum kaçar dolunayda

Kurşun olur sürülürüm namluya
Tıp tıp atan bir yürek sanki
Dolaşıp durur damarlarımda
Uykum kaçar dolunayda
Gerilmiş yay gibi bedenim
Başlar o azılı med cezir
Çekilirim sana, eninde sonunda

Dil Kuşu -7





Gece olunca üşürüm
Çeker seni üstüme
Örtünürüm...

Dil Kuşu -6




Yüreğim vurdu güm güm
Sabah çiyine doğdu gün
Uyandım o an sana
Uyumadım bir daha

Dil Kuşu -5




Bir ateştir yanar durur içimde
Kül biriktirir yanardağa gebe
Tutuversen elimden
Soyunup kendimizden
Közlenirken ateşten
Yakıversek dünyayı
Yakıversek taammüden