Düş/Yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Düş/Yazı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Nisan 2014
Martı
Bir düş görüyorum. Gökyüzünde asılı kalmış martı çığlıklarını topluyorum düşümde. Bir de aceleci bulutlar geçiyor üstümden. Gölgelerine basmamak için kıpırdamadan duruyorum. Martı çığlıklarından korkmuş olmalı bulutlar, martı çığlıklarında tekin olmayan bir beyazlık var zira. Bulutlar biliyorlar. Her beyaz lekesizliğin şarkısını söyler söylemesine. Ancak şarkıyı anlamak lekeyi bilmekle mümkündür. O yüzden lekesizliğin şarkısı kopkoyu lekelerden haberler verir bize.
15 Kasım 2013
Firari Masallar - 6
Bendim kazan toprağı, tohumu içime saklayan bendim. Uyudum uyandım bekledim yağmuru, beklerken uzun gecelerde duaya duran bendim. Tan ağardı doğmadı güneş. Bulutlar onu güzelce sakladı. İlk damla kaşıma değdi, ikincisi saçıma. Açtım kendimi, açtım çırılçıplak yağmura. İçimdeki tohum gerindi mutlulukla. Ilıktı suyu tanrının, içtim giderdim susuzluğumu doya doya.
6 Kasım 2013
Firari Masallar - 5
Sabahtı. Çiy düşmüştü toprağa. Bir yanım uyanıktı nicedir, bir yanım uyuyordu hala. Tomurcuğun çiçeğe dönüşme heyecanı, topraktan başını çıkarma gayretindeki sürgünün telaşı, kelebeğin kanat sesi ve gecenin derin bir ah ile göğsünden kopan son nefesi çağırıyordu beni. Duydum. Düşüm çekiştiriyordu eteğimden, uyumaya devam etsem... Kıpırdayan dünya ses veriyordu, gerinip kalksam yerimden. Bir miyim, bin miyim, kaç kişiyim ben. Hem uyurum hem uyanık, hem düşteyim hem gerçekte. Bir yanım yaralı, yanık, bir yanım da güllük gülistanlık.
30 Ekim 2013
Firari Masallar - 4
Birkaç zeytin yaprağı koydum tütsülüğe. Ateşi gösterdim, hiç ikiletmediler, tutuştular aşkla. Bir fısıltı saldı kendini dudaklarımdan, karıştı mis kokulu dumana. İçiçe geçtiler, ses oldular, nefes oldular, göz oldular, bakış oldular. Aldı duman içimi, okudu dileğimi. Bir mektuptu yazılmış, ben yok iken dünyada o gezermiş zamanda. Götür dedim eyy zeytin, götür mektubumu ver. Sen oku o dinlesin, arzum budur bilesin.
Firari Masallar - 3
Demirden bir leblebidir insanlık çekirdeği. Ne ki mümkündür aşındırmak o ilahi emaneti.
Firari Masallar - 2
Uykudayım, uyuyorum. Eceli beklerken kutlu düşler görüyorum. Bakıyorum gözlerimin gerisinden, solmuş çiçekler, ağaçlar çıplak... hazanmış anlıyorum.
Dem bu demdir, nicedir hasretle beklenen. Dem bu demdir, ulular sofrasına düşsün sürgün yasemen. Salsın kokusunu yayılsın perde perde, ulaşsın dar'dan geçmiş ol yiğidin gönlüne.
Firari Masallar - 1
İçimleyim bugün. Dünya dışarıda... Hatta uzakta. Orada bir yerde akıyor hayat biliyorum. Ancak, orada, hay huy içinde akan ben değilim. Yüzü olmayan bir çift dudak, pan flüt üflüyor içimde. Dinliyorum. Dinlemek ne kelime, pan flüt çarpıyor adeta durmuş yüreğimin yerine. Zerreciklerim biraz seyrelmiş sanki. Arada boşluk yok. Nağme eşsiz bir su, benzersiz bir ışık, ışıktan bir şelale... ben de, kainat da onun içinde. Sürüp gidiyor varoluş ve hayatın zembereği tekrar tekrar kuruluyor, her şafakta, gün doğumundan az önce, mavi gerdanlı bir serçenin ötüşüyle.
13 Ekim 2013
Düşyazılar 3
Gün
boyunca yağmuru bekledim. Doldu gökyüzü, dolmadı değil. Bulutlar yığın yığın
geldiler, gelmedi değil. Dert bulutsuzluk değildi yani. Daha öte bir şeydi.
Çünkü o beklenen yağmur yağdı, yağmadı değil. Uzaklara yağdı. Oysa hazırdım,
atacaktım kendimi sokağa. Sırılsıklam oluncaya dek duracaktım yağmurun altında.
Saçlarımdan omuzlarıma, omuzlarımdan sırtıma, sırtımdan kalçama… tepeden
tırnağa yani. Sonra iyice üşüyüp dişlerim vurmaya başlayacaktı. Ben
bekleyecektim. İliklerime kadar üşüyecektim. Sonra sinecekti yağmurun arı duru
etkisi ruhuma. Beyaz bir güle dönecek ve şarkımızı söyleyecektim. Oysa yağmadı
yağmur, ıslanmadım, üşümedim, arı duru değil ruhum ve hâlâ utanmazcasına
kıpkırmızı bir gülüm. Lâl rengi ayak izlerim. Yapacak bir şey yok. Öpeceksin.
22 Eylül 2013
Düşyazılar - 2
Gücünü kuşandı geliyor kış. Soluğunu duyuyorum içimde. Gözüm takvimde bekliyordum nicedir. Öyle bir özledim ki zemheri’yi. Toprak kokusu çekiyor canım. Yağmur sonrası ıslak sabahlara uyanmak, pencerede vınlayan rüzgârın sesini duymak, ateşin başında, içimi yeni bir romana dökmek istiyorum. Acele ediyorum evet. Çünkü korkuyorum. Gecikirsem eğer… eğer gecikirsem… içimde birikenler taşlaşır da dökülmez belki. Öylece kaskatı kalırlar. Neşemi, huzurumu, aşklarımı, arzumu bir kenara itip beni ıssıza atarlar diye korkuyorum.
Düşyazılar - 1
Sabahı zor gecelerin varlığını sezmiştim. Orada bir yerlerde sessizce bekliyorlardı. Sonunda geldiler. Artık usul usul inmiyor akşam üstüme. Yürek kütürtüsü gibi güm diye aniden iniyor. Bir göz kırpımı vaktinde. Kapıyorum gözlerimi gündüze, açıyorum gece. Sakince yürüyorum koridor boyunca, sakince duruyorum al duvaklı sandığın önünde. Karşımdaki aynadaki aksim de öyle. Duruyoruz göz göze. Bir çiçeğin taç yapraklarını okşar gibi açıyorum kapağını sandığın. Alıyorum ışıktan geceliğimi elime. Aynadaki aksim de alıyor. Zaten soyunmuştum koridor boyunca, gün rengi geceliği geçiriyorum üstüme.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








